Bugün kızlara da anlattım ama bir kez daha buraya not düşmek istiyorum. 9:30'da çalan alarmla garip bir güne uyandım. Bir an hangi zamanda, nerede, hangi ritüelin içinde olduğumu hatırlayamadım. "Napıyordum bu ara?" "Okula mı gidiyorum?" "Bir oyunun provasında mıyım?" "Neden alarm kurdum?" "Neden 9:30'a alarm kurdum?" Sanırım 10 dakika kadar bunları düşündüm ve yavaş yavaş hatırladıkça rutinimi, panikleyerek yataktan fırladım; USTALAR! Evet, sabah sahnedeki tadilatın geri kalanı için ustalar gelecekti. Mekanı onlara ben açacaktım ve alarmı o yüzden kurmuştum. Sonra o saatle-prova saati arasındaki zamanın nasıl geçtiğini anlamadan çalışmaya geçtik. (Yazar burada yalan söylüyor sevgili okur. Mekana gelip çayı demlediği gibi koltuğa uzanıp dizi seyretti.)
Çalışmaya biraz da uyanmak için hareket ederek başladık ve yeni bir ritüel daha oluşturduk. Yani oluşturmaya yatkındık sanırım. Çalışmanın bu bölümünde hem o güne kadar yaptığımız çalışmaları, bulduğumuz şeyleri ve dedikodularımızı paylaşıyoruz:)) Sonra herkes şarkısını söyledi. Hem prova saatlerinin ekibe uymamasından hem de benim hatam yüzünden çalışmaya Meltem, Elif, Dilara ve ben başladık. Sonra Gülşah, iş çıkışı eklendi. Az kişi olduğumuz için oyun oynayamadık. (provaların en sevdiğim kısmı)
Meltem'in şarkısı
Elif'in şarkısı
Araya karışık milli şarkımız
Dilara'nın şarkısı
Cansu'nun şarkısı
Provanın bu bölümünden sonra metni çalışmaya geçtik. Çalışmalarını istediğim bölümün ezberine baktık birkaç kere. Sonra salonda bulduğumuz sandalyeyi, masayı, ıvır zıvırı bir araya getirerek kızların eylemlerini doğaçlamalarını istedim. (Burası meğersem nakış odasıymış.) Şimdi orada aldığım notları paylaşacağım. Fakat öncelikle bu sahnenin kısaca neye benzediğinden bahsedeyim.
Öncelikle ilk sahne olması açısından evet bir tanıtım bölümü. Zeliş'in oyunu açması ve hayatını değiştiren hikayeyi anlatmaya karar vermesiyle başlıyor. Bu sebeple Meltem'den sahneyi kurmasını, belki dekoru düzenlemesini, belki seyirciyi karşılamasını, belki birkaç yerde deneyip en son içine sindiği yerde ve şekilde konuşmaya başlamasını istedim. Zeliş'in hemen arkasından Zeynep bu sahneye girip aslında Zeliş'in oyununu bozuyor. Yine bu sebeple Meltem'den sanki daha uzun uzun anlatacakmış fakat Zeynep'e yakalandığı için anlatamamasını istedim. Bu arada bugün kızlar için atmosfer oluştursun ve sahne geçişleri biraz daha belirgin olsun diye birkaç müzik açtım. Onları da yazının sonuna ekleyeceğim.
Onların doğaçlamalarını isterken bir yandan da gölge perdesini düşündüm ve bu sahne için birkaç fikir geldi aklıma. Öncelikle Elif, Zeynep'in "Zeliş, aç bakalım perdeleri" repliği ile gölge perdesinin açılmasını önerdi. Bu fikir cepte. Sonra erkek kardeşlerinden bahsettikleri ilk anda onu perdede görebileceğimizi ve kızların kapı dinleme sahnesinde, baba ve erkek kardeşin silüetlerini bu gölge perdesinde olabileceğini yine bu blok sonunda Zeliş'in perdenin arkasına geçip abisiyle karşılaşmasının mümkün olabileceğini düşündüm.
Sahnenin kurulması için de beyin fırtınası yaparken şöyle bir fikir çıktı; sahnenin sabit, yalın bir zemini, tonu olur ve nakış odasında geçen bu oyunda kızlar içeri girip çıktıkça,nakşettikçe oda renklenir. Örn: Zümrüt "Bak istediğin kırmızı ipi bulamadım, ama sandıktan yenisini çıkardım." derken kocaman kırmızı bir kumaş top sahneye yuvarlayabilir ve daha sonra bu kumaşı oyunlarında kullanabilirler.
Bunlar dışında oyuncuların sahneyi tekrarlarken buldukları oyunları tutmaya hatta bunları büyütmeye karar verdik. Örn: Zeynep'in "İkinizin de patlatacağım beynini" repliğini seyirciye dönüp "İkisinin de patlatacağım beynini" demesi. Bunu tutmak istediğim gibi buna benzer anların da ortaya çıkmasını amaçlıyorum önümüzdeki provalarda. Böyle anlatıya dayalı bir oyunda seyirciye ara ara göz kırpmak çok keyifli bence. Yine bu fikirden yola çıkarak Meltem'den "Öyle hikayeler anlatacağım ki beni izlemeye gelecekler, para bile verecekler" bölümünü seyircinin farkında olarak oynamasını istedim.
Şimdi bunlar dışında kendime aldığım küçük notları paylaşacağım.
- Zeliş "Çırak mı veriliyorlar?" repliğiyle ablalarının yanına geçebilir. Bu konu dikkatini çekmiştir.
- Zümrüt ve Zeynep'in sahneden çıkması için bir eyleme ihtiyaç var. Şimdilik ona yeni öğrendiği havlu kenarlarını göstermek için olabilir.
- Zeliş'in ablasıyla dalga geçerek "Dinişti de fırını ığrırır mıyız?" demesi güzel. Böyle küçük küçük oyunlara ihtiyaç var.
- Zeynep, nah çekecekse gerçekten çeksin. Belirgin olsun. Arada kalmasın.
- Zeliş, Zeynep'in arkasından saydırırken biraz daha ritmli.
- Zümrüt laf sokma yarışında taraf değiştirmen güzel. Tam olarak Zümrüt'ün karakterini açık ediyor.
- Kabasakal'a bir form bulalım. (Belki ses, belki bir hareket)
- -Kocan ne iş yapıyor? -Hikayeci şekerim bölümü Zeynep'in ve Zümrüt'ün karşılıklı oyununa dönüşebilir.
- Kapı dinleme sahnesi daha yüksek ve daha heyecanlı olabilir. Bu sahne boyunda o kapının arkasında erkek kardeşin ve babanın konuşmaya devam ettikleri unutulmamalı.
- Zeliş blok değişimleri bu sahnede senin ellerinden öpüyor. Biraz daha belirgin.
Çalışmanın sonunda bugün çalıştıkları bölümün videosunu çektik. Dilara HALA YOLLAMADI!!!
Sanırım şimdilik bunlar... Bu proje, bu çalışamalar şu an beni ayakta tutan, heyecanlandıran, onca karışıklığın, can sıkıcı şeyin arasında mutlu eden, heyecanlandıran şey. Umarım sonu da böyle olur.
Not: Bugün görüşecektik ama olamadı. Büyük ihtimal yarın babaanneyi oynamasını istediğim oyuncuyla buluşacağız. O da "varım" derse, ohh tadından yenmez.))
Bir sonraki prova 17 Kasım 2016 Perşembe günü saat 13:00'da ( Evet geçen hep beraber konuştuk diye hatırlıyordum. Fakat öyle olmamış bir de haber vermeyi unutmuşum. Tuğba bugünkü provayı blogtan öğrenmiş -Nerde unuttum aklımı acaba? Ah nerede... Vah nerede...)
Babaanne çıktıktan sonra Zeynep'in kendini tanıttığı ve Zeliş'in çizimlerle geldiği sahneye bakacağız.
Günün tatlılığı:
Dilara'nın sürekli Elif'i replik sırası geldiği için dürtmesi ve Elif'in en sonunda "Biliyorum, biliyorum! Oyun için es veriyorum" diye çemkirmesi.
Dilara'nın sürekli Elif'i replik sırası geldiği için dürtmesi ve Elif'in en sonunda "Biliyorum, biliyorum! Oyun için es veriyorum" diye çemkirmesi.
Günün esprisi:
Meltem: Bu ekmeği nereye koyayım?
Elif: Öp de başına koy.
Günün selfisi:
Günün reji notu:
Elif, Zümrüt'e Zeliş deme:)
Günün çalışma şarkıları:
Cansu.


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder