Sayfalar

20 Kasım 2016 Pazar

"Şahmeran"da erkek olmak...

   Cansu fikirlerimi buraya yazmamı önerdi. Ama mesele şu ki, oyuna dair fikir üretmek, oyunun içinde var olmayı gerektiriyor. Bu oyunda bir varlık problemim var benim. Dolayısıyla zihnim yanlız ve yalnız bir biçimde sadece problem üretebiliyor. Peki ama neden?
 
   Yazının başlığıyla da alakalı olarak, ben bu oyun sürecinde bir erkeğim. Ve bu yetenekli kadınları sadece izlemekle yetiniyorum. Elimden başka neden birşey gelmediğine dair çokça düşündüm. Lakin önce elimden gelenin ne olmadığını açıklamak gerek. Burda, bu kadınların, her provada nasıl "hissettiklerini" ve bu hislerin nasıl "kelimeciklerle" anlam kazandığını görüyorum asıl olarak. Ve ben, defterimde -ki Elif'in hediye ettiği panda kapaklı defter bu- şimdiden sayfalarca yeralan teorik, kavramsal ve felsefi kelime yığınından ancak bir anlam çıkartmaya çalışırken, onlar "hissettikleri kelimecikleriyle" benim yapamadığımı kolayca yapıveriyorlar. Bu beni şaşırtmasının yanında büyük de bir kıskançlık yaratıyor. Sayfalarca anlama ve anlatma çabamın tüm boşunalığına karşın, minicik kelimelerin o derin ve güzel anlamı... Şahmeran'da erkek olmak bu demek. Çünkü bu bir doğu hikayesi hem de her adımında ihanete uğrayan doğunun, bu bir yürek hikayesi, bu bir ana hikayesi, kadın hikayesi. Doğunun yürekten hisseden kadınlarına karşı, batının teorik, erk, mantıksal olan yanının, yani benim ne kadar şansım olabilir ki...
 
   Ben bu oyunun her provasında, onları türkülerini söylerken izlediğimde, adet tarihlerinden bahsederken dinlediğimde, bir arada ne kadar duygulu ve güçlü olduklarını gördüğümde dönüştüğümü hissediyorum. Lakin ümitsiz bir dönüşüm bu. O bakışa hiç bir zaman sahip olamayacağımı bilmenin -ki yine bilişlerim bile erk batıdandır- getirdiği üzüntüyle dönüşümdür bu. En azından varlığıma karşı bir kabul oluşturdu bu güzel yürekli ve yetenekli kadınlar. Hiç bir zaman aşamayacağımı bilmek de bana kaldı..:) Çok konuşan biri değilim, o yüzden burdan söylemekte fayda var. Ben Camsap gibi ya da İlyas gibi olduğumu kabul ettim. Size ihanet etmeyeceğime söz veririm, aynı onlar gibi. Lakin Camsap, İlyas ve ben, bizlerin varlığı sizin varlığınızın yanında başlı başına bir ihanet. İyi ki varsınız kızlar ve iyi ki sizi her provada izleme şansına beni kabul ettiniz. Dönüştürünüz beni güzel yüreğinizle...:)
 

   Not: Bu ilk yazı olduğundan tüm kavramsal, mantıksal, teorik, ıvır, zıvır yorumları bi sonrakine
bırakıyorum. Mazur görünüz. :)



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder